Sonraki Yazıyı Oku
BURSLU ÇAPKIN NURİ-4 (Değişim) »

ÇIRAKLIK SERÜVENİ-6 (İnançları Budamak)

kitap Yorum Ekle

Bu Yazıyı Bu yazıyı 994 kişi okudu.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 puan, ortalama: 4 )
Loading ... Loading ...

Yaşam koçu Astar Mokor, çıraklık eğitimini iki bölüme ayırıyorum. Buz dağının görünen kısmı ve görünmeyen kısmı. Buradan size anlattıklarım görünen kısım. Bir de bilinçaltına işlenen görünmeyen kısım var. Ben ikisinden de bi bok anlamıyorum. Yine de anlatmaya devam ediyorum, çünkü biliyorum ki bu anlaşılmaz noktalar ilerde bir yerde birleşip harika bir resim çıkaracak ortaya…

(Bir görev için sabah Astar Mokor’un yanına gittim.)

Miço-
Hocam, kampta beni boşu boşuna domuz yaptınız . Hiç gerek yoktu. Yaşam koçluğunun da etik kuralları varmış, hatta Hipokrat gibi bir yemini varmış. Araştırdım. Bu yeminde müşterilere o gözle bakılmayacağı ve ilişkiye girilmeyeceğine dair bi madde var. Bunu bana söyleseydiniz, o yemini etseydim asla bakmazdım Burçin’le Nurçin’e o şekilde…

Astar Mokor-
Vay vay vay. Çırak adam olmuş. Bu kafayla nasıl becerecektin?

Miço-
Eee.. Benimde bazı tekniklerim var. Mesela onları tuvalette hayal ederim. Hemde tam bokunu kurcalarken. Bir anda gözümdeki cazibelerini kaybederler. Hatta hayal ediyorum şu anda…

bok_nurcin

(İşe yaramadı sanki. Bu kız bokunu kurcalarken bile seksi. Şu bakışlara bakın. Yarım çizmelerindeki masumiyet. Off..)

Astar Mokor-
Evlat, yemin edecek seviyeye geldiğinde, yemine ihtiyacın kalmayacak, senin için sadece bir formalite olacak. Yasak hiçbir şeyi çözmez, aksine körükler. Sana böyle bir yasak getirseydim, o kızların cazibesi daha da artacaktı gözünde, sürekli bir mücadele içinde olacaktın. Bu bilinçaltında yeni tortular, yeni temizlik anlamına geliyor. Bunun yerine sana farkındalık aşısı yaptım.

Miço-
Böyle aşı mı olur hocam ya.. Resmen domuz yaptın beni.

(Üstat daha sonra beni tente ustasına gönderdi. Bir otelin 11. katında balkona kızaklı bir tente yaptırdım. O zaman bu düzeneğin Burslu Çapkın Nuri’nin cennet kızağı olduğunu bilmiyordum. Bilsem bu kadar sağlam yaptırmazdım. Şaka tabi ama kıskanıyorum piçi. Bu arada bankadan para çekerken öğrendim. Burçin ile Nurçin’nin ödediği ücretin yarısı Nuri’ye burs olarak yatıyor. Bu ilerde çok fena maceralar olacak demek. İşimi bitirdikten sonra üstat beni buldu.)

Astar Mokor-
Tente işini hallettin mi?

Miço-
Hallettim hacam.

Astar Mokor-
Üstünde zıplayıp deneme yaptın mı?

Miço-
Usta yaptı. Usta benden daha ağır, çok sağlam oldu.

Astar Mokor-
Güzel. Bugün seninle biraz inanç budayacağız.

Miço-
Dini meseleler mi hocam?

Astar Mokor-
Yok ‘inanç’ kelimesini o anlamda kullanmıyorum. Şimdi beni iyi dinle.

Miço-
Dinliyorum hocam.

Astar Mokor-
Şuanda dual bir düşüce yapısına sahipsin. Her şeyi iyi-kötü, doğru-yanlış gibi onaylayarak veya reddederek düşünüyorsun. Bu düşünce yapısıyla gün içinde aldığın bilgileri inanca çeviriyorsun. Hayal gücün fazla olduğu için sana somutlaştırarak anlatacağım.

- Bilgi için;

gün içinde çevrenden aldığın bilgiyi, bedeninden dışarıya doğru çıkan küçük ip lifleri olarak hayal et.

- İnanç ise;

Bu ipleri birbirine örme işini ‘düşünme’  olayı olarak düşün. Ortaya kocaman halatlar çıkıyor. Bu halatlara inanç diyoruz ve toprağa saplanıp seni sabitliyor. Boşlukta kaybolmanı engelliyor. Bir insanın ne kadar çok sağlam inancı varsa, günlük hayatta o kadar sağlam durur. Ve günlük hayat insanları inançları sağlam birini gördüğünde şöyle der adam ne kadar karakterli, ne kadar sağlam, çok efendi, aklı başında biri vb.

inanc_bilgi_saplanti

(Miço hizmette sınır tanımıyor. Astar Mokor’un tariflerini sizin için resimledim.)

Miço-
O zaman bu iyi bişey değil mi? Niye buduyoruz inançları.

Astar Mokor-
Bak yine dual düşündün. İyi-kötüyle işimiz yok. Bizim günlük hayatla da işimiz yok. Şimdi daha iyi anlayacaksın. Bu inançların birden hepsini koparırsak seni Bakırköy’e yatırırlar. Eğer bu inançları birbirine bağlayıp saplantıya dönüştürürsen. Ya tarihe geçersin ya da Bakırköy’e yatarsın. Çünkü çok kalın tek bir halatın olacak, bu halat koptuğunda seni tutacak bir şey olmaz. Şanslıysan biri seni tutar. Halatını tekrar saplarsın. Tarihe geçenlerin en yaratıcı anları bu kopma anlarıdır. Ve hepsinin yakınlarında onları tutan birileri olmuştur.

Miço-
Şimdi anlıyorum hocam bu dahilerin ve ünlü ressamların, yazarların neden biraz deli olduğunu.

Astar Mokor-
Güzel. Ama bizim bu iki yönle işimiz yok.

Miço-
Hocam tarihe geçseydim fena olmazdı aslında. Sen tutar mısın beni?

Astar Mokor-
Sol kroşe geliyor bak.

Miço-
Tamam tamam sustum.

Astar Mokor-
Şimdi bu inançların gereksiz olanlarını hatta sana zarar verenleri koparacağız. Böylece enerjini boşa harcamamış olacaksın. Tabi düzenli olarak bu budama işlemine devam edeceğiz. Sen bazen farkına bile varmayacaksın. İleride, birkaç inancın kaldığında uçma idmanlarına başlayacağız. Uçmayı öğrendiğinde bu son inançlarıda koparıp gök yüzünde süzüleceksin. Tüm bu aşamalar aslında inmeyi öğrenmek için. İstesem şimdi senin tüm inanclarını koparırım. Ama inmeyi bilmediğin için ya ölürsün. Yada Bakırköy yolcusu olursun.

Miço-
Hocam uçmayı öğrendiğimde astral seyahat yapabilecek miyim? İnsanların auralarını görebilecek miyim?

Astar Mokor-
Elbette ama bunlar önemsiz şeyler. O zaman şimdiki gibi hevesli olmayacaksın bu gibi konulara..

Miço-
Ya hocam madem gereksiz göstersen bi kere nasıl yapıldığını. Bana anlatsan böle yapılıyo diye. Ben evde çalışıp yaparım hocam. Çok azimliyim. Yargıcı öldür, inançları buda felan ne gerek var bunlara, gösterin bikere yeter.

Astar Mokor-
Evde yapacakmış. Plates mi öğretiyoruz lan burda, yarak kafalı.Bu yaşamı öğrenmeden farklı yaşam boyutlarına merak salmak, bir ilkokul öğrencisinin kuantum fiziğini çözmek istemesi gibidir.

Miço-
Tamam hacam. Tamam da anlamıyorum, bir şey ya iyidir ya kötü. Bunun nesi yanlış?

Astar Mokor-
Bu ilkel düşünce anlayışıyla sürekli olarak bir şeyleri sabitleme peşindesin. Fakat evrende hiçbir şey sabit değildir. Her şey değişken, her şey görecelidir. Bir araba kullanıyorsun. Direksiyonu sağda bir yerde sabitledin diyelim, hızını da 90 km’ye sabitle. Bu şekilde şehir trafiğine çıkabilir misin? Ancak değişkeni az olan düz bir çölde ilerleyebilirsin değil mi? Fakat insanlar bu şekilde çarpa çarpa ilerliyorlar. Ve hayatları hep inişli çıkışlı. Aslında en sağlam duranları çarpmalara en alışkın olanlarıdır. Taraf olmak veya tarafsızlıktan bahsetmiyorum. Konunun derinliğini kavrayabildin mi? İnançları koparmaya başladığında, artık direksiyon eline olur. Çok çok ileride tüm insanlar dual düşünceyi bırakacak. 2000 yıl önce bir insana cep telefonunu anlatsan, oda anlamakta güçlük çekerdi. Bu yüzden anlamakta zorlanman çok normal.

Miço-
Anladım hocam. Anladım.

(Eşşeğin amına su kaçırdı. Ulan bi öğreneyim uçmayı ben biliyorum yapacağımı.)

Astar Mokor-
Miço sen ergenlikte bir hayvanla cinsel ilişkiye girmiş gibi duruyorsun. Oldu mu böyle bişey? Eşşek felan.

Miço-
Ne alakası var hocam ya.. Sikerim ustalığını. Bu ne ya. Ben gidiyorum. (Düşünce mi okuyo acaba)

Astar Mokor-
Dur. Uygulamalı bir örnekle pekiştiriyorum. Şimdi sapık olmadığına dair güçlü bir inanç oluşturmuşsun. Çünkü gereğinden fazla sinirlendin. Neden çünkü hayvanlı olmasa bile ufak tefek sapkınlıkların olmuş. Bu yüzden sürekli kendini sapık olmadığına dair ikna etmeye çalışmışsın. Ve sonuçta çok güçlü bir ’sapık değilim’ inancı oluşmuş. Ben bu inancı biraz zorladım, hemen direnç gösterdin. Aslında bu gereksiz bi inanç. Sapık olmadığını bilmen yeter. Bilgi yeter, boşuna enerji harcıyorsun. Bu gün bu inancı koparacağız. Beraberinde bir kaç inanç daha koparacağım. Şimdi Nuri’yi bulmam gerek. Sende bu ararda üzerine güzel bir şeyler giy. Akşam bir yere gideceğiz.

Miço-
Nereye hocam?

Astar Mokor-
Gay bara gideceğiz. Orada kendini affedeceksin.

Miço-
Hocam polis akademisi filminde görmüştüm. Mavi istiridye barı vardı. Öyle biyere mi gidiyoruz. Hocam ben gelmiyorum.

Astar Mokor-
Yo geleceksin.

(Çok korkuyordum. Bara girdiğimizde korkum daha fazla oldu. Rammstain’den du hast çalıyordu. Barın ortasında kocaman bir ring vardı. Etrafında Koca koca adamlar deri metal zımbalı kıyafetler giymişler, dans ediyorlar. Yanlarından geçip bara oturduk. Sonra bi yumuşak bir adam uzaktan bize bakmaya başladı. Gözlerini ayırmadan üzerimize doğru geldi.)

Miço-
Hocam bu adam hiç iyi bakmıyor. Ürküttü burası beni, hadi gidelim. Koptu inançlarım. Çocuk gibiyim. Affettim kendimi. Hadi hocam.

Yumuşak Adam-
Amcası! kendini bulması için mi getirdin oğlanı? İlgileneyim istersen.

Astar Mokor-
Yok. Sandığın gibi değil.

Yumuşak Adam-
İyi o zaman bende pasif takılırım. Eğleniriz.

Astar Mokor-
Yok. Sadece kızlarla ilgileniyor.

Yumuşak Adam-
Emme yok, gömme yok. Seyretmeye mi geldiniz. Biz burada gözlem yapmak isteyen yazar-çizer tayfasını çizeriz. Hayvanat bahçesi değil burası. Kenardan bak izle yok burda. Ne sik aradığınızı 5 dk. içinde söylemezseniz koca oğlanları üzerinize salıyorum.

Astar Mokor-
Yanlış anladın. Miço dans etmeyi çok seviyor. Sizin meşhur ringinizi duymuş illa ısrar etti beni götür diye. Sonuçta geldik. Amacımız dans.

Yumuşak Adam-
Aaaa. Gerçekten mii? o zaman işler değişir.

(Eliyle bir hareket yaptı. Hemen yanına iki kişi geldi.)

- Ringi hazırlayın, misafirimiz dans edecek.
(Üstadın dibine girip kulağına çok korktuğumu dans etmeyi bilmediğimi söyledim. Kurtar beni dedim. O da sen bizi kurtaracaksın dedi. Kaşıyla koca adamları gösterdi. Sonra iki kişi geldi ve beni aldı. Kayıt cihazını üstada verdim, cebine koydu. Ben soyunma odasında yusuf yusufken neler kaydetmiş cihaz bakalım.)

Yumuşak Adam-
Gördün mü yüzü bembeyaz oldu. Ayol nerden buldun bunu. Dediğin kadar safmış valla

Astar Mokor-
Ya inanabiliyor musun? İşte çırağım bu adam.

Yumuşak Adam-
Hayır inanamıyorum. Beni neden çırak yapmadığını hala anlamıyorum. Tamamen cinsel tercihim yüzünden değil mi? Hadi itiraf et artık. bu heriften ne eksiğim var?

Astar Mokor-
Barış hala ordamısın. Farklı bir yüzyıldayız, paradan 6 sıfır atıldı. Sen şunu kafandan atamadın. Hala 90?lardasın. Tekrar söylüyorum. Senin çıraklığını evren onaylamadı.

Yumuşak Adam (Barış)-
Peki onun ki nasıl oldu. Neymiş şu büyük ironi.

Astar Mokor-
Çok ender bulunan bir kelebek türü var. Yıllardır kovalarım sadece bir kere 5 metreden görebildim. İşte o kelebek bir traking etkinliğinde bu adamın götüne kaçtı.

Yumuşak Adam (Barış)-
Ha ha. Hakikatten bu mu onay?

Astar Mokor-
Evet. Ne bende, ne ustamda, ne de ustamın ustasında bu kadar güçlü bir onaylama olmamıştı.

Yumuşak Adam (Barış)-
O dönem benimde götüme bir kaç çisim kaçmıştı. Demek ki cismi tutturamamışım. Ha ha ha

Astar Mokor-
Eee bar nasıl gidiyor.

Yumuşak Adam (Barış)-
Bana bar aç dediğinde fikir çok saçma gelmişti. Senden başkası söyleseydi hayatta yapmazdım. İyiki yapmışım, çok şey borçluyum sana, her şey çok güzel gidiyor. Genelde sinema ve reklam sektöründen insanlar geliyor. Arkadaşlarım için arada böyle partiler yapıyorum. Müşterilerim hiç bozulmuyor, hatta hoşlarına bile gidiyor.

Astar Mokor-
Konsept güzel olmuş.

Yumuşak Adam (Barış)-
Ring mi? Parti zamanları kuruyoruz. Heyecan katıyor ortama.

Astar Mokor-
Kariyerini bıraktığına hiç pişman oldun mu?

Yumuşak Adam (Barış)-
Deli misin? Çok mutluyum burda. Her gün iyiki bırakmışım diyorum. Ha geçenlerde bir ajans sahibi geldi. Seni sordu. Fransa’daki iki yıllık reklam maceranı duymuş. Her şeyi anlattım. Ödül rekorları kırdığını. Senin kreatif olduğun dönemde ofisboydan -başkanına herkesin çok mutlu olduğunu bir dönem yaşandığını anlattım. Tabi neden bıraktığını sordu hemen. Bişey diyemedim. Sahi neden bıraktın?

Astar Mokor-
Reklamcılık bir araçtı, başka bir şeyin peşindeydim ulaşınca ihtiyacım kalmadı.

Yumuşak Adam (Barış)-
Adresini vermem için rulo yapılmış para teklif etti.

Astar Mokor-
Ha ha. Çok fazla Amerikancıymış. Sen ne dedin?

Yumuşak Adam (Barış)-
‘Yeri geldiğinde o sizi bulur’ dedim. Seni bulursa harika bir teklifle gelebilir. Düşünür müsün dönmeyi?

Astar Mokor-
Yine evrenden işaret alırsam, ulaşmam gereken bir amacım olursa. Yine araç olarak kullanırım. Bundan ötesi olmaz.

Yumuşak Adam (Barış)-
Bak bak senin çırak çıktı.

(Kostüm odasında deri bir kıyafet giydirdiler. Köpek tasmasına benzer bir tasma taktılar ucundan zincir uzanıyordu. Ringe çıktım. Ne yapaçağımı bilemiyordum. Shaggy Mr. bombastik şarkısı çalmaya başladı. Hafiften sallanmaya başladım. Çok fazla heyecanlıydım. Kocaman adamlar gülerek ring kenarından tempo tutuyorlardı. Sonra ringin etrafına. Orayı Gay bar sandığım için o zaman travesti sandığım kızlarda toplandı ringin etrafına. Islık çalıyorlardı. Bazıları kostümüme para sıkıştırdı. Yüzümdeki maske nispeten beni rahatlatıyordu.)

Astar Mokor-
Dansçı kızlar hazır mı?

Yumuşak Adam (Barış)-
Hazır. Tam konuştuğumuz gibi kareografiyi çok iyi çalıştılar.

Astar Mokor-
Gönder o zaman.

(İki dansçı kız ringe çıktı. Birinin elinde kırbaç vardı. Diğeri tasmamdan tutup beni yönlendirmeye başladı. Kendimi onlara bıraktım. Harikaydı. Kendimi harika hissediyordum. Birden çaresizliğim harika bir şova dönüştü. Hafiften çarpan kırbaç darbelerini bile hissetmiyordum. Kızlar benim can simidim gibiydi tam zamanında yetiştiler.)

Yumuşak Adam (Barış)-
Ayol şuna bak dağıttı ortalığı.

Astar Mokor-
Şu üzerinde ‘BEFORE’ yazan adamı görüyor musun?

Yumuşak Adam (Barış)-
Evet ne olmuş ona?

Astar Mokor-
Onu burada işe alacaksın ve şaraplar hakkında bildiğin her şeyi öğret ona. Çatıdan bir oda ver. Adı Nuri, yalan söylemeyi bilmez.

Yumuşak Adam (Barış)-
Bu tiple mi?

Astar Mokor-
Yo ona imaj yapacağım. Geldiğinde tanıyamayacaksın. O yüzden ismini unutma, adı Nuri.

Yumuşak Adam (Barış)-
Tamam ama bu adam habire kızlara sarkıyor. Müşterilerimin rahatını bozar.
Bak bak tokadı yedi kızdan.

Astar Mokor-
Bu bir daha olmayacak. Tam tersi olacak, müşterilerin ona sarkacak.

Yumuşak Adam (Barış)-
Bu adamdan bi bok olmaz gibi geliyor ama yapıcam dediğini, bir bildiğin vardır herhalde…

(Ringten indiğimde kendimi hafiflemiş hissediyordum.  Üstat hangi inancımı kopardı bilmiyorum ama bir rahatlama vardı üzerimde. Kostümü çıkarırken içinden bir sürü para çıktı. Travesti sandığım kızların sıkıştırdığı paralar. Bu kriz zamanı süper oldu. Çıkışta üstata, neden öğretilerinde dansı çok kullanıyorsun? diye sordum. ‘Aslında dansın trans özelliğinden faydalanıyorum’ dedi. Anladığım kadarıyla bu bir ustalık, hipnoz gibi derin bir transa gerek duymadan hallediyor işlerini…)

-
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu - Kendi Facebook Sayfana Ekle

Yorum Gönder









Sonraki Yazıyı Oku
BURSLU ÇAPKIN NURİ-4 (Değişim) »

Bu sitede yazılanlar uydurmadır. Hayal ürünüdür. Hiç bir bilimsel gerçekliği yoktur. 16 yaşından küçükler için zararlıdır. 
www.geyikadam.com web sayfasındaki tüm görseller ve yazıların telif hakkı Hüseyin Sönmez'de saklıdır. İzinsiz ve/veya haksız kullanımlarında Hüseyin Sönmez'in her türlü kanuni müracaat hakkı saklıdır © 2008-2009