Eki 30

‘Son diye bir şey yoktur. Hayat hep başlangıçtır. Her an yaratılırız’ der. Büyük üstat Astar Mokor. Çıraklığım bitti ve yeni bir dönem başladı. İçimde garip bir coşku var. Daha önce benzer bir duygu yaşamıştım. 5 yaşında yardımcı tekerleklerle bisiklet sürüyordum. Bir gün babam yardımcı tekerlekleri çıkardı. Bisiklete bindim ve sürmeye başladım. Sürebiliyordum! O an çok acayip bir coşku kapladı içimi. İşte benzer bir coşkuyu şimdi yaşıyorum. Üstat yardımcı tekerleri çıkardı. O zaman ki gibi ufak tefek düşmelerim oluyor ama dert değil. İçimde tanımlanamaz bir enerji var. Taşı sıkıp suyunu çıkarmak istiyorum. Dişimle kamyon çekmek istiyorum. Bana kiremit getirinnn. Red hot konserinde gibiyim, zıplamak istiyorum.
İlk olarak sigarayı bıraktım. Hemde hiç zorlanmadan, bu hayallerin ötesi. Çünkü içinde sigara olmayan hayal bile kuramıyordum. Şimdi içmiyorum ve en güzeli umurumda değil. Daha bir çok değişim oldu ama önce çıraklığımın finalindeki zorlu sınavı anlatmak istiyorum. Yazıyı okumaya devam et »
Eki 21

Dediğim gibi üstadın yanına gittim. Çok zorlu iki hafta geçirdim. Ve çıraklığım sona erdi. Bu zorlu iki haftayı daha sonra anlatacağım. Bir soraki aşamaya geçtim. Tabi ustalık mertebesi değil. Kalfayım yani yaşam insanıyım. Tabi bu değişim başta logo olmak üzere her şeye yansıdı. Şekilde gördüğünüz gibi küçük geyik yavrusu kabuğunu kırdı ve biraz daha büyüdü. Kabuğumu nasıl kırdığımı bir sonraki yazılarımda anlatacağım. Görüşmek üzere..
Tem 04
En son Barış’ın barında, ringin ortasınta beni maymun gibi dans ettirdiği için Astor Mokor’a çok kızmıştım. Tam üç ay yanına gitmedim. Üstad’ın yokluğunda kendimi çok aciz hissettim, İçimdeki anlatma enerjisi birden söndü. Yazmıyor-çizmiyordum. Ufak çaplı bir depresyon yaşadım. Üstad hiç bir tepki göstermedi. Döneceğimden nasıl bu kadar emin olabiliyor. Ya ben, ne bok yemeye geri dönüyorum anlamıyorum. Aradan 3 ay geçti her gün ayaklarım beni Astar Mokor’ a görürmek istiyordu. Her seferinde tuttum kendimi. Bir gün dayanamadım. Barış’ın barının önünden geçerken birden daldım içeriye.. Üstad’ı göremedim ama burslu çapkın Nuri oradaydı. İnsanlara şarap tavsiye ediyordu. Değişimi görünce gözlerime inanamadım. Size çizerek anlatmaya çalıştım.

Nuri’nin 3 ay önceki halini bilmesem hayatta inanmazdım gördüklerime… Sanki yıllardır popüler biriymiş gibi kızların ona olan ilgisine hiç aldırmıyor, Beckham gibi takılıyordu. Gittiği her masada ilgi odağı oluyordu. Nuri’nin bu halini görünce Üstad’ın yanına gidip, çıraklığıma devam etme kararı aldım. Bana yaptıkları için onu affettim. İçimde hiç kin kalmadı. Üstad’ın yanına gitme kararı almamla, anlatma enerjim yeniden oluşmaya başladı. Serüven devam edecek. Nuri’nin nasıl bu hale geldiğini sizin için sorup, anlatacağım. Tabi üstad şimdiki zamanda yaşadığı için ondan geçmişle ilgili bilgi almak oldukça zor olacak. Bu arada çıraklık serüvenimi kitap formatında yazmaya karaverdim. Çünkü bu şekilde Üstad’ın görkemini yansıtamıyorum. Blog formatı uzun yazılar için uygun değil, blogtan kısa özetini girip sanal kitaba yönlendirme yapacağım.
Serüven devam ediyor….
Son Yorumlar