ÇIRAKLIK SERÜVENİ-1 (Badana)

kitap 1 Yorum Yapılmış »

Fare-dağ misali küsmüştüm Astar Mokor’a. Fakat trip sürem 1 gün sürmüştü. Yine kapısını çaldım.

Astar Mokor-
OOO kelebek sıçan gelmiş. Tarihe geçtin o türün ismini göte kaçan kelebeği koydum.

Miço-
Hocam ben gidiyorum yaa

Astar Mokor-
Dur. Dur!. Yeni görev var sana

Miço-
Hazırım hocam giderim. Nereye bu sefer.

Astar Mokor-
Yo bu sefer ben gideceğim.

- Önce Bursa’ya gidip iskender yiyeceğim. Daha sonra Manisa’ya gececiğim. Mesir macunu festivalini dünyaya tanıtmak istiyorlarmış. Beni danışman olarak tutmak istiyorlar. Eh malum macun ikram edecekler. İzmir’de güzel bir mola vermem gerekecek. Oradan Antalya Olimpos’a kaplumbağaları denetlemeye gideceğim. Eğer sayıları azalmışsa O rastalı piçlerden bi kaçını döveceğim. Kaç defa söyledim onlara bu plajda hek sek oynamayın keserim topunuzu! diye dinlemiyorlar. Bu sefer kesi cem içinden çıkan boncukları ipe dizip tek tek.. neyse. Daha sonra Ölüdeniz’de Yamaç paraşütü yapıp geleceğim.

- Senin görevin ise hazır ben evde yokken evi bi güzel badana yapmak.

Miço-
Hay senin adaletini. Bu ne yaaa

Astar Mokor-
Görevin iyisi kötüsü olmaz.

Miço-
Karate Kid’ te vardı. Ustası çit boyatıyoru. Sonra çocuk çit boyarken bi bakmış karate öğrenmiş. Seninki de bunun gibi içinde öğreti barındırıyor mu?

Astar Mokor-
Yooo… Bildiğin badana. Ama köşelere dikkat et en kıl olduğum şey yamuk yumuk olmasın.

Miço-
Oldu hocam. Peki hocam. Emredersin hocam.

Astar Mokor-
Bozulma hemen.

Miço-
Hocam bırak yaa..
Büyük Üstat Astar Mokor serüvenci kişiliği ile yola çıkmak üzereydi. Hemen cip’in on koltuğuna oturdum. Hocam Bursa’ya kadar seninle gelip, İskender yedikten sonra otobüsle döneceğim. dedim. Hem yolda bir şeyler anlatırsın dedim. Yalvar yakar kabul ettirdim.

MARŞ BASS!

Astar Mokor-
Baştan söyleyeyim saçma konular üzerine konuşmam. Hadi söyle konunu.

Miço-
mmm… ya böyle birden sorunca şimdi…. şey olsun

- Ya hocam bişey gelmiyor aklıma…

Astar Mokor-
Tamam yaratıcılık olsun konu ihtiyacın var hem.

Miço-
Oldu hocam süper. Ben ne zaman senin gibi yaratıcı olacağım.

Astar Mokor-
‘Zaman’ kelimesini kullanarak baştan kaybettin. Yaratma eylemi zamanda olmaz. Zamansızlıkta olur. Senin anlayacağın şekilde söylemek gerekirse şimdiki zamanda olur. Şu an yaratılıyoruz. Bir sürü hücren yenileniyor. Kafanın iç kısımlarında bir sürü düşünce olgunlaşıyor. Sen şu an yaratılıyorsun. Dünya da şu an yaratılıyor. Sen hiç dünyanın durduğunu gördün mü? Sürekli olan bir yaratma sürecinin parçalarıyız. Her şey yaratmaya eşlik eder. Her daim yaratırız ve yaratılırız.

Miço-
Hocam yani diyorsunuz ki; Bit osuruğu bile çok kreatif bir olaydır. Yaratım sürecini etkiler.

Astar Mokor-
Aynen öyle çok doğru bir yaklaşım ama tam konuyu vurmuyor. Ona geleceğim birazdan.

- Şimdi Arşimet örneği üzerinden anlatacağım. Şak die kavrayacaksın olayı.

- Dünya üzerinden konuşursak, suyun kaldırma kuvvetinin bulunması dünyanın gaz halinden başlar. Dünyanın sonuna kadar gider. Arşimet’ten önceki insanların bilgisi, Suyun kendisi, hamamı yapan mimar, bu buluşu ilerleten bilim adamları herkes suyun kaldırma kuvvetinin yaratım sürecine dahildir. Biz insanlar olaylara zaman denilen bir at gözlüğü ile baktığımız için bu yaratım sürecinin sadece en heyecan verici anına yaratma deriz. O an hamamdaki evraka anıdır. Görüp, idrak etip, isimlendirdiğimiz an. Örneğin bir bebek düşün. Anasından çıktığı anı yaratılışı sayarız. Fakat öncesi ve sonrası vardır. Daha doğrusu sürekliliği vardır. Bebek sürekli yaratılır.

Miço-
Ya hocam şimdi. Doğduğum günü değilde Babamın Anamı şey ettiği günü mü kutlayayım. Pastaya da Babamınkini dikeriz. Böle şey olur mu yaa..

Astar Mokor-
İlla çüke üflemek istiyorsan. Fantezi yapma gel benimkine üfle… Çalışmıyor klima pişik oldum zaten.

- Bütünü gör yeter. Sen doğduğun gün yaratılmadın. Şimdi yaratılıyorsun.

Miço-
Peki hocam bunu anladım. Şu evraka anını; görüp, idrak edip, isimlendirdiğimiz o heyecan verici anı nasıl daha sık yaşarım.?

Astar Mokor-
Vakti zamanında bir çok deha; görüp, idrak edip fakat isimlendiremediği için emeklerinin meyvelerini başkaları toplamıştır. Aslında her şeyi biliriz. Nasıl değişen fiziksel özellikler zamanla kalıtımsal olup genlerimize işlerse. İnsanlığın bilgisi, öfkesi, dramı da benliğimize işlenir. Bu yüzden; gördüğümüz, idrak ettiğimiz fakat hala isimlendirilmemiş o kadar çok şey var ki etrafta. Belki ilk önce isimlendirmeyi öğrenmen seni tatmin edecektir. Zaten bu üç aşama öyle bir kaç cümlede anlatılacak bir şey değil. Bütün olmayı öğrenmen lazım. Fakat en azından, beynin oluşturduğu alışkanlıklar girdabından kurtulabilirsin. Bu seni bayağı açar. Değişik bir şeyler yap. Birde zaman kavramı; tutsak eder, idrak yollarını kapatır, gözlere perde çeker. Bunu yenmek için sonuç odaklı çalışmayacaksın. Zaten eylem sonuca gider oraya odaklanıp ta anı kaçırmanın ne anlamı var.

Miço-
Sonuç odaklı çalışmak iyi bir şey diye bilirim hocam.

Astar Mokor-
Bunu her katıldığım panelde söylerim, bu yaratıcılığı öldüren bir şey. Şimdi çalışmayı ikili ilişkiye benzeterek örnekleyelim. Bir kızdan hoşlanırsın. Ona açılırsın. Flört yaşarsınız sevgili olursunuz. Sonra yatağa girersiniz. Bu her anından zevk aldığın, normal bir çalışma olsun. Bir de Sonuç odaklı çalışmaya bakalım. Sağ elini alırsın aleti çıkarıp (sabun bile yok) Mastürbasyon yaparsın. 5 dakikada sonuç.

- Lise ve Üniversite hayatını elinde dergi ile sürekli tuvalette geçiren yöneticiler iş hayatına atılınca 31 de ki deneyimlerini iş dünyasına kazandırmaya çalışıyorlar. Sonuç odaklı Çalışma’nın kaynağı budur.

Miço-
Hocam süper söylediniz yahu.

(Ertesi gün dönüp büyük üstat, acımasız şahsiyet Astar Mokor’un evine badana yapmak için gittim. Kollarım tutmuyor çok yoruldum. Adam sadelik falan diyor ama oturma odasında bir taht var öle böyle değil Kanuni görse kıskanır. Canım çıktı çekerken.)

Bu sitede yazılanlar uydurmadır. Hayal ürünüdür. Hiç bir bilimsel gerçekliği yoktur. 16 yaşından küçükler için zararlıdır. 
www.geyikadam.com web sayfasındaki tüm görseller ve yazıların telif hakkı Hüseyin Sönmez'de saklıdır. İzinsiz ve/veya haksız kullanımlarında Hüseyin Sönmez'in her türlü kanuni müracaat hakkı saklıdır © 2008-2009